• Increase font size
  • Decrease font size
  • Default font size
A'dan Z'ye Kadin - adanzyekadin.com

  

  

  Anaların bugünkü evlatlarına vereceği terbiye eski devirlerdeki gibi basit değildir. Bugünün anaları için gerekli vasıfları taşıyan evlat yetiştirmek, evlatlarını bugünkü hayat için faal bir uzuv haline koymak pek çok yüksek vasıflar taşımalarına bağlıdır. Onun için kadınlarımız, hattâ erkeklerimizden çok aydın, daha çok feyizli, daha fazla bilgili olmaya mecburdurlar; eğer hakikaten milletin anası olmak istiyorlarsa.

 M.Kemal Atatürk

Items Tagged With cinsel

Kadınlar serviks kanserini bilmiyor
Written By: Betüş
Section:

Category:

2008-06-04 08:49:08
Kadınlar serviks kanserini bilmiyor
Türk kadınları, serviks kanseri (rahim ağzı) ve bu kansere neden olan Human Papilloma Virüs (HPV) ile ilgili olarak yeterli bilgiye sahip değil.

İSTANBUL - Adana, Ankara, İstanbul ve İzmir’de 16-50 yaş arası 433 kadın ve 262 hekim ile yapılan anket çalışmasında, cinsel sağlık, gebelikten korunma, HPV, serviks kanseri ve korunma yöntemleri konuları ele alındı. Anket katılımcılarının yüzde 57’si HPV ile ilgili bilgileri televizyon ve gazetelerden öğrendiklerini belirtse de virüsün serviks kanserine neden olduğunu bilenlerin oranı yüzde 30 ile sınırlı kaldı. Serviks kanserinden aşı ile korunmak için erken teşhis çok önemli, erken teşhis için Smear testinin düzenli yapılması gerektiğini bilenlerin oranı ise sadece yüzde 0.5.

HPV, kadınlarda meme kanserinden sonra en çok görülen rahim ağzı kanserine neden olan son derece yaygın ve bulaşıcı bir virüs. Zaman içerisinde tekrar edebilen bir enfeksiyon oluşturan HPV virüsü, cinsel aktivite ve ten teması ile yayılabiliyor ve bu özelliğinden dolayı da düzenli kontrollerle genç yaşta önlem alınmasını gerektiriyor.

HPV virüsleri kendi içinde de etkilerine göre ayrılıyor. Kansere neden olan HPV virüsü tipleri 16. 18, 31, ve 35’tir. Düşük riskli ve onkojenik olmayan HPV virüsleri de cilt yüzeyinde siğil olarak bildiğimiz lezyonları oluşturur ve kanser yapmazlar. 4 ilde yapılan araştırma, HPV tipleri arasındaki bu ayrımının gerek kadınlar gerekse hekimler tarafından yeteri kadar bilinmediğini ortaya çıkardı.

ADANALI KADINLAR DAHA BİLİNÇLİ
Araştırma sonucunda ortaya çıkan bir başka dikkat çekici veri ise Adana’dan ankete katılan kadınların İstanbul, İzmir ve Ankara’dan ankete katılan kadınlara göre cinsel sağlıkları ile ilgili daha bilgili ve bilinçli olması.

Anket sonuçları kadınlarda cinsel yaşın çoğunlukla 18’de başladığını gösteriyor. Kadınlar doğum kontrolü veya jinekolojik bir konuda bilgilenme için ilk olarak hekimlere başvuruyor ve bunu sırasıyla medya yayınları ve sağlık ansiklopedileri takip ediyor. 16-20 yaş arası kızlar ise cinsel konularda öncelikle annelerine başvuruyor, onların yönlendirmesi ile aile hekimleri, pediatri ve jinekologlara gidiyorlar.

Kadınların jinekoloğa gitme nedenlerinin başında genital akıntılar, mantar enfeksiyonları, gebelik ve gebelik süresi kontrolleri bulunuyor. HPV virüsü kontrolü için en önemli yöntem olan Smear testini ise kadınlar ancak yaşları ilerledikçe yaptırıyorlar. Anket sonuçlarına göre 46-50 yaş grubu düzenli olarak smear testi yaptırıyor.

SERVİKS KANSERİNE KARŞI AŞI
Araştırmasında Serviks kanserine karşı aşının koruma etkisine inanan kadınların yüzde 92’si aşılamanın gerekli olduğunu ve aşılanmak istediğini belirtiyor. Ankete katılan doktorlardan yüzde 94’ü ise HPV aşısını Serviks Kanserine karşı yapılması için hastalarına önereceğini belirtiyor.

Anket katılımcılarının çoğu tek eşlilik, hijyen ve doğum kontrolü yöntemleri ile cinsel hastalıklardan korunacaklarını belirtirken, HPV’den korunma yöntemi olan aşılanma ile ilgili doktorlarından daha fazla bilgi istediklerini, doktor tavsiyesinin asıl belirleyici faktör olduğunu ifade ettiler.

CİNSEL YAŞAMI OLANLARA SMEAR TESTİ
Ankete katılan doktorların cevapları da dikkat çekici. Uzmanlar hastalarının ancak bir rahatsızlıkları olduğu zaman kendilerine başvurduğunu iletiyor. Ankete katılan uzman doktorlar, kızların 13 yaşından itibaren bilinçlendirme ve düzenli kontrol için doktora gitmeleri gerektiğine inanıyor. Jinekologların yanı sıra özellikle yaşları daha genç kızlar öncelikle pediatri ve aile hekimliğine başvuruyor. Yapılan testler sonucunda HPV pozitif ise uzman doktor hastayı jinekoloğa veya onkolojik jinekoloğa yönlendiriyor. Uzmanlar, özellikle cinsel yaşamı aktif olan kadınların düzenli olarak Smear testi yaptırması gerektiğinin de altını çiziyor.

KADINLAR EN ÇOK MEME KANSERİNİ BİLİYOR
Kadınlar arasında ne çok bilinen kanser tipi yüzde 97.9 ile meme kanseri. Serviks kanseri ise yüzde 19.2 ile en az bilinen kanser tipi. HPV virüsü ile ilgili en çok bilgiye sahip yaş grubu 31- 40 ve 45-50. En az bilgiye sahip yaş grubu ise 41-45 ile 16 - 20. İllere göre dağılımda ise Ankara yüzde 28.6’lık bir oranla diğer illere göre HPV konusunda daha bilinçli.

İstanbul: % 9.0
Ankara: % 28.6
İzmir: % 17.4
Adana: % 9.5

HPV virüsünden korunmanın başlıca yollarını tek eşlilik olarak değerlendirenler İstanbul’da yüzde 30.2, Ankara’da yüzde 62.7, İzmir’de yüzde 55.8 ve Adana’da yüzde 12.9

HPV’den korunma için yaş gruplarına göre aşılanmayı isteyenler:
16 - 20 yaş : % 94.5
21 - 30 yaş : % 98.3
31 - 40 yaş : % 89.8
14 - 45 yaş : % 92.7
45 - 50 yaş : % 91.4

HPV’den korunma için kızlarını aşılatmak isteyenlerin yaş gruplarına göre dağılımı:
16 - 20 yaş : % 89.8
21 - 30 yaş : % 85.0
31 - 40 yaş : % 88.8
14 - 45 yaş : % 91.7
45 - 50 yaş : % 90.3



Karı - Koca İlişkilerinden Doğan Sorunlar
Written By: Betüş
Section:

Category:

2008-06-04 14:31:28
Genel çizgileriyle karı- koca ilişkilerinin doğurduğu sorunları kısaca şöyle özetleyebiliriz:
a) Kadın, erkek birlikteliğinden kaynaklanan” psiko- sosyal” sorunlar: Gelenek, görenek, dinsel inançlar, ahlak yaptırımları, sosyal değerler vb. gibi çok boyutlu süreçler etkileşiminden doğan sorunlar.


b) Birlikte yaşamı sürdürmeye yönelik,”sosyo- ekonomik” sorunlar.

c) Anne- baba ve çocuklarla, anne- baba ‘nın yakınlarıyla ilgili sorunlar: Buna “ üç kuşak “ birlikteliğinden doğan sorunlar da diyebiliriz.

d) Özellikle bizim toplumumuzda, geleneksel aile ilişkilerinde “ üç kuşak “ çatışmasından doğan sorunlar zaman zaman evliliğin sarsılmasına ve bozulmasına neden olabilmektedir.

e) Karı- koca ‘nın Cinsel Sorunları

Söze başlarken dediğimiz gibi, görünüşte her evlilikte tartışma ve sorunların ortaya çıkması doğaldır. Fakat, ortaya çıkan sorunlar eğer burada açıklamaya çalıştığımız ölçütlerden birine veya birkaçına göre belirginse ve kişilerin
günlük yaşamlarını olumsuz etkileyecek kadar hoşgörü sınırını aşıyorsa, iletişimi bozuyorsa, başarı ve beceriyi zayıflatıyorsa, gereksiz yere ortaya atılıyorsa ve mantıkla çelişiyor, yaşam gerçekleriyle bağdaşamıyorsa önemlidir. Çözüm istiyor demektir.


Gebelik ve cinsel yaşam
Written By: Betüş
Section:

Category:

2008-08-03 17:19:46

Gebelik kadın hayatını kökten etkileyen son derece değişik bir süreçtir. Bu süreç içerisinde fiziksel değişikliklerin yanısıra pekçok psikolojik değişiklik de ortaya çıkar. Hayatın her evresinde büyük önem taşıyan cinsellik ve cinsel yaşam çoğu zaman gebelikten olumsuz etkilenir. Özellikle ilk gebeliğini yaşayan anne adaylarında bu sürece uyum sağlama aşamalarında cinselliğe karşı soğukluk olabilir. Aslında cinsellik ve cinsel istek insanın içinde doğuştan var olan 5 içgüdüden biridir. Bu güdünün amacı varlıkların kendi soyunu devam ettirme isteğidir. Gebeliğin fark edilmesi ile birlikte annelik içgüdüsü biraz daha baskın hale gelir. İlk gebeliğini yaşayanlar da dışarıdan gelecek her türlü müdahalenin bebeğe zarar vereceği düşüncesi anne addayının cinsel isteklerini köreltebilir. Oysa ki normal seyreden bir gebelikte cinsel ilişkinin olumlu yada olumsuz hiçbir etkisi yoktur. Halk arasında erken dönemde yaşanacak cinsel ilişkinin bebekte sakatlık ya da ölüme neden olacağı veya bir düşük ile sonuçlanacağı fikri hakim olmasına rağmen bunun hiçbir bilimsel dayanağı yoktur. Gebelik ilerledikçe ve anne adayı kendisinde gerçekleşen bu değişime uyum sağladıkça cinsel istekde de bir artış görülebilir.Rahimin iyice büyümesi ile birlikte cinsel ilişki teknik olarak zor bir hal alır. Bu durum zaman zaman anne adayında ağrı ve acıya neden olabilir. Gebeliğin son dönemlerinde bu nedenle cinsel istekte yeniden azalma görülebilir.

Herşeyin normal olarak gittiği durumlarda son 4 haftaya kadar cinsel yaşamda hiçbir kısıtlama yoktur. Son 4 haftada ise erkeğin ejekulasyon sıvısı içinde bulunan bazı maddelerin rahim kasılmalarını başlatabileceği düşüncesi ile ilişki önerilmez.

Daha önceden tekrarlayan düşük öyküsü olan veya erken doğum yapan kadınlarda ilk 2 ayda ilişki kısıtlanabilir. Yaşamakta olduğu gebeliğinde herhangi bir dönemde vajinal kanama olması durumunda ve düşük tehdidi, erken doğum tehtidi olan kadınlarda ilişki kesinlikle yasaklanır. Bu yasak tehlikenin ortadan kalktığı kesin olarak saptanana kadar devam eder.Erkekde veya kadında teşhis edilmiş genital enfeksiyon varlığında da enfeksiyon tedavisi tamamlanıncaya kadar yasak konmalıdır. Riskli gebelikler sınıfına giren plasenta previa durumunda da kanamayı başlatma riski nedeni ile ilişkiden kaçınmak gerekir.

Gebe kadın psikolojik korkular nedeni ile ilişkiden kaçınıyorsa bu durumu anlayışla karşılamak ve zorlamamak gerekir.



Disparonia (Ağrılı cinsel ilişki)
Written By: Betüş
Section:

Category:

2008-08-03 17:22:05

Disparonia (Ağrılı cinsel ilişki)

Cinsel ilişki esnasında kadının geçici bir zaman için ya da sürekli olarak ağrı duyması durumudur. Cinsel tatminin önünde çok büyük bir engeldir.Kadınların yaklaşık %15'i bu rahatsızlığı zaman zaman yaşar, %1-2 kadında ise sürekli bir disparonia durumu söz konusudur. Cinsel yönden aktif hemen her yaştaki kadını etkileyebilir. Disparonide etkilenen organlar vajinal kaslar, hymen, bazı durumlarda rahim ve beyindir.

Cinsel aktivite esnasında ya da öncesinde genital bölgede yaşanan ağrı olarak tanımlanır. Bu ağrı zaman zaman ilişki sonrasında da görülebilir. Ağrının şiddeti ilişkiden ilişkiye ya da pozisyona göre değişkenlik gösterebilir.

Yüzeyel ve derin disparonia olarak 2 ana başlık altında incelenir. Yüzeyel ya da eksternal disparonia da ilişki esnasında sürtünmeye bağlı olarak yanma ya da kuruluk hissi bulunur. Yetersiz ıslanma sonucu ortaya çıkar. Önsevişmenin uzun tutulması yolu ile doğal kayganlığın sağlanması ya da bazı kayganlaştırıcı jellerin kullanılması sorunu giderebilir.Yüzeyel disparoniye bazı enfeksiyonlar (özellikle mantar) neden olabilir. Bu yüzden detaylı bir jinekolojik muayene gerekir.

Derin disparonia ise ilişkinin kuvvetli anlarında derin penetrasyon esnasında duyulan ağrıdır. Bu ağrıya derin penetrasyon esnasında basınca duyarlı olan iç organların normal cevabı neden olabilir. Bu durumda derin penetrasyondan kaçınılmalıdır. Kadının derin penetrasyonu kontrol edebildiği cinsel birleşme pozisyonları bu sorunun giderilmesine yardımcı olabilir. Eğer sorun ısrarcı ise jinekoloji konsültasyonu faydalı olabilir. Bu gibi durumlarda altta yatan neden bir enfeksiyon ya da endometriozis olabilir.

Nedenleri
Bunlar fiziksel ya da psikolojik kökenli olabilir.
Fiziksel nedenler:

  • Genital organlarda enfeksiyon
  • Geçirilmiş operasyon ya da radyoterapi gibi nedenlere bağlı nedbe dokusu
  • Epizyotomi nedbesi
  • Myom ya da diğer rahim tümörleri
  • Endometriozis
  • Normalden daha kalın kızlık zarı
  • Ürethrada (mesanenin vajinaya açılan kısmı) zedelenme
  • Yetersiz kayganlık
  • Menopoz sonrası olduğu gibi hormon yetersizliğine bağlı vajinal kuruluk

Psikolojik nedenler

  • Gebe Kalma korkusu
  • Gebelik esnasında bebeğe fiziksel zarar gelebileceği korkusu
  • Yetersiz önsevişme neticesinde
  • Cinsel tecrübe ve bilginin yetersiz olması
  • Daha önceden geçirilmiş seksüel yaralanma ya za psikolojik travma
  • Partnere karşı geçici isteksizlik

Olarak sayılabilir. Ayrıca stress, yeni geçirilmiş ya da henüz devam eden hastalık hali, yorgunluk gibi durumlar riski arttırabilir.

Tedavi
Disparonia tedavi edilmediği taktirde kişisel ilişkilere zarar veren, cinsel deneyimlerden keyif almayı engelleyen ve uzun dönemde kişinin kendine olan saygısını zedeleyen bir durumdur. Tedavide asıl amaç altta yatan fiziksel veya psikolojik nedenleri gün ışığına çıkarmak ve bu faktörleri ortadan kaldırmaktır.

Tedavi amaçlı günde 3-4 defa tekrarlanan 10-15 dakikalık ılık oturma banyoları hassasiyeti ortadan kaldırmaya yardımcı olur. Cinsel ilişki esnasında allerji yapmayan bebe yağı gibi kayganlaştırıcılar kullanılabilir. Hekim kontrolü altında vajinayı genişletmeye yönelik egzersizler ya da cerrahi girişimler yapılabilir. Disparoninin tedavisinde en etkili yönemlerden biriside değişik birleşme pozisyonları deneyerek en az ağı verenini bulmaya çalışmaktır.



Ağrılı Cinsel ilişki-2
Written By: Betüş
Section:

Category:

2008-08-03 17:24:48

Ağrılı cinsel ilişki ya da tıbbi terminolojideki adıyla dispronia jinekoloğa başvuran kadınlar arasında oldukça yaygın bir yakınmadır. Pek çok kadın dönem dönem bu tür şikayetler yaşar buna karşın bazı kadınlar sürekli hemen her ilişkide bu durumla karşı karşıya kalırlar. Dispronia çoğu zaman nedeni saptanabilen ve kolaylıkla tedavi edilebilen bir durumdur.

Üç ana tür dispronia vardır. Bunlardan en nadir görüleni ilişki ya da orgazmdan hemen sonra ortaya çıkan türüdür. Bu durum orgazm sırasında rahimde görülen kasılmalara bağlı olabilir. İlişki öncesinde ağrı kesici alınması sorunu çözer. Bu tür ağrının bir diğer nedeni ise meniye karşı olan alerjidir ve çok nadir olarak görülür. Erkek boşaldığında vajina ve dış genital organlarda şidetli bir yanma ve kızarıklık ortaya çıkar. Literatürde bu tür bir alerji nedeni ile şok ortaya çıkan çok az sayıda kadın bulunmaktadır. Mantar enfeksiyonu başta olmak üzere bazı vajinal enfeksiyonlar da irritasyona bağlı olarak bu tür yakınmalara neden olabilirler.

Penisin vajinaya penetrasyonu ya da dış bölgeye teması sırasında ortaya çıkan ağrı birkaç tıbbi probleme bağlı olarak görülebilir. Örneğin genital herpes enfeksiyonları (uçuk) dokunmaya oldukça duyarlı lezyonlara yol açarlar. Genital temizlik sırasında vajinada oluşan kesikler ya da sıyrıklar da ilişkinin başlangıcında ağrı yaşanmasının altında yatan sebep olabilir. Bazı kadınlarda kızlık zarı kalıntıları da bu tablonun nednei olabilmektedir. Mantar başta olmak üzere vajinal enfeksiyonlar ya da liken skleroz gibi dermatolojik hastalıklar dokunmaya karşı hassasiyet yaratırlar. Özellikle yaz aylarında görülen alerjik reaksiyonları da unutmmak gerekir. İlişki öncesi yeterli vajinal kayganlığın oluşmaması ağrılı cinsel ilişkinin bir başka nedenidir. Penetrasyon sırasında ağrıya neden olabien bir başka durum da vajinismustur. Kadın istem dışı olarak kendini kastığında doğal olarak ağrı duyar.

En sık karşılaşılan disparonia türü derin penetrasyon yani ilişki süresince duyulan ağrıdır. Pek çok durum bu tür ağrıya neden olabilir. Örneğin doğumdan sonra ortaya çıkan tablo rahimdeki sarkmaya bağlı olabilir. Rahim sarkmasının en önemli ve belki de tek nedeni normal doğumdur. Benzer şekilde mesanede sarkma ya da epiyotomi kesisine bağlı nedbe dokusu da disparoniaya neden olabilmektedir. Nadiren karın içerisindeki yapışıklıklar, yumurtalık kistleri ve büyük myomlar da altta yatan neden olabilir. Endometriozis de ağrılı cinsel ilişkinin önemli bir nedenidir. İrritabl kolon sendromu adı verilen barsak hastalığı durumunda, ilişki sırasında rahimin barsaklar ile temas etmesi ağrı duyulmasına yol açabilir. Derin penetrasyon sırasında ortaya çıkan ağrının nedeninin saptanması her zaman çok kolay olmayabilir hatta bazı durumlarda tanıya ulaşabilmek için laparoskopi yapılması dahi gerekebilir. Bu tür disparonianın en önemli ve ihmal edilmemesi gereken nedenlerinden biri de pelvik enfeksiyonlardır.

Görüldüğü gibi pekçok durum ağrılı cinsel ilişkiye yol açabilmektedir. Yaygın kanının aksine psikolojik nedenler oldukça nadirdir ve genellikle altta yatan tıbbi bir sorun mevcuttur. Bu nedenle disparonia sorunu yaşayan kadınlar mutlaka jinekologlarına baş vurmalıdırlar. Kısa bir araştırma ve işbirliği ile neden ortaya konabilir ve sorun çözülebilir.

Özetleyecek olursak disparonia nedenleri şunlardır:

  • Orgazm
  • Semen alerjisi
  • Mantar enfeksiyoları
  • Vajinal enfeksiyonlar
  • Alerjik reaksiyonlar
  • Cilt hastalıkları
  • Genital uçuklar
  • Travma ve tahrişler
  • Kalın kızlık zarı kalıntıları
  • Vajinal kuruluk
  • Vajinismus
  • Pelvik enfeksiyonlar
  • Epizyo nedbesi
  • Rahim ve idrar kesesinde sarkma
  • Karın içi yapışıklıklar
  • Yumurtalık kistleri
  • Myomlar
  • Barsak hastalıkları
  • Endometriozis

 



Cinsellik ve Ruhsal Süreçler
Written By: Betüş
Section:

Category:

2008-08-04 11:42:46

Dikkat: Aşağıdaki yazının tüm hakları basılı yayın olarak saklıdır (© 28 Gün / Kadın Olmak-2003). Yazıyı veya yazının herhangi bir kısmını herhangi bir iletişim ortamında (internet, basın veya yerel ortamlar) kullanmadan önce Dr. Kağan Kocatepe'den izin almanız önerilir. Aksi durumlar 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na muhalefet anlamına gelir.

Cinsellik ve Ruhsal Süreçler

Kadın cinselliği oldukça karmaşıktır ve bu özelliğiyle erkeklerden belirgin şekilde ayrılır. Kadınlar cinsel ilişkide erkeklere göre çok daha fazla seçicidirler ve bir erkeği yeterince tanımadan onunla cinsel bir beraberliğe "sıcak bakmazlar". Kadınların çoğunun erkeklerden farklı olarak duygusal anlamda "bir şeyler hissetmeksizin" bir erkekle beraber olmaya istekli olmayacakları rahatlıkla söylenebilir.

Ünlü psikanalist Karen Horney eserlerinde insanın doğasının temelde sevgi veya güç arayışı içerisinde olduğunu ve bir insanın davranışlarını yönlendiren en önemli etkenlerden birinin bu arayışını tatmin etmek olduğunu ima etmiştir. Bu görüşe göre insanların bazıları diğerlerinin kendilerini sevmesine önem verirken, diğerleri sevilmekten çok güçlü olmak peşindedirler. Bu görüşün devamında Horney, kadınların yapısal olarak daha çok sevgi odaklı, erkeklerin ise güç odaklı olduğu görüşünü taşıdığını ifade etmiştir. Yani Horney'e göre kadın için bir erkeğin sevgisini kazanmış olmak ön plandayken, bir erkek için ön planda olan kadının onu güçlü görmesidir.

Karen Horney sevgi ve güç arayışının cinselliğe de yönlendiğini, kadının cinselliği daha çok "seviliyor olmanın" bir ifadesi olarak gördüğünü, erkeğin ise cinselliği "güçlü olmanın, kadına sahip olmanın" bir ifadesi olarak görme eğiliminde olduğunu belirtmiştir.

Cinsel Uyaranlar

Uyaran, beynimizin bilinçli bölgesinde bize bir duygu yaşatan ve bizi belli bir davranışa yönlendiren bir mesajdır. Refleks uyaranlar bizi otomatik davranışlara yönlendirirken karmaşık uyaranlar öncelikle bir "his" yaşamamızı sağlar ve daha sonra bizi harekete geçirir.

Beynimiz çok çeşitli uyaranları algılama yeteneğine sahiptir. Tüm uyaranların ortak özelliği duyu organlarımız vasıtasıyla alınması ve bir kimyasal mesaja dönüştürülerek beynimize aktarılmasıdır.

Gözler, kulaklar, burun, tad alma organlarımız ve cildimizle algıladıklarımız yukarıda anlatılan bir şekilde beynimize ulaştırılır ve bir tepkinin doğmasına neden olur. Sevdiğimiz birinin görüntüsü veya sesi bize daha farklı bir duygu yaşatırken, sevmediğimiz birini görmek veya sesini duymak bize yaşattığı olumsuz duyguyla bizi o kişiden ruhsal veya fiziksel olarak uzaklaşma davranışında bulunmaya yönlendirir.

NLP adı verilen ve son zamanlarda giderek yaygınlaşma eğiliminde olan öğretiye göre insanlar duyularında seçici davranmaktadırlar. Bazı insanlar dokunsal, bazıları işitsel, bazıları ise görsel uyaranlardan daha fazla etkilenmekte ve daha çok etkilendikleri uyaran onlarda daha bariz davranış değişikliği oluşturmaktadır.

Bu görüş cinsel uyaranlara aktarıldığında çıkan sonuç şudur:

Bazı insanlar dokunulmaktan, bazıları cinsel içerikli konuşmalardan ve seslerden, bazıları ise cinsel içerikli görüntülerden diğer uyaranlara göre daha fazla etkilenmekte ve kişinin tercih ettiği uyaran onu cinsel açıdan daha fazla uyarmaktadır.

Bir örnek vererek bu teori daha iyi anlaşılabilir hale getirilebilir: Bir erkek, daha önceden beraber olduğu bir kadını yalnızca sözleriyle etkileyebilmeyi başarmış, bir başka kadın ise ona "dokunulmaktan çok hoşlandığını, ancak sözlerin onu fazla etkilemediğini" söylemiştir. Bu iki kadından ilki duysal yönelimli, ikinci kadın ise dokunsal yönelimli bir kadındır.

Genel olarak söylemek gerekirse erkekler daha çok görsel ve işitsel eğilimli, kadınlar ise daha çok dokunsal ve işitsel eğilimlidir. Kadınlar erkeklerden farklı olarak pornografik yayınları seyretmekten fazla zevk almaz, duygusal olarak "bir şeyler hissettikleri" erkeğin ona temas etmesinden hoşlanırlar.

Kadınların Dokunulmaya Duyarlı Bölgeleri

Sinir uçlarının diğer bölgelere göre belirgin bir şekilde yoğun olması nedeniyle kadınların çoğunda genital bölgenin en duyarlı bölgesi klitoristir ve en güçlü orgazmlar bu bölgenin uyarılmasıyla ortaya çıkar.

Her kadının yapısı diğerine göre farklıdır ve kendini iyi tanıyan bir kadın dokunulduğunda kendisini en çok uyaran bölgeyi iyi tanır.

Kadınların çoğunda memeler, meme uçları, dudaklar ve vajina dokunulmaya duyarlı diğer bölgelerdir. Yine boyun bölgesinde bazı noktalar, kulak memeleri, bacakların iç yüzeyleri ve karın cildi çoğu kadın için cinsel açıdan oldukça uyarıcıdır.

Kadınların sıklıkla işitsel yönelimli olmaları nedeniyle eşleri tarafından kulaklarına fısıldanan güzel sözler de kadınları etkiler.

Kadınların dokunulmaya duyarlı bölgelerini belirlemeleri, cinsel ilişkiye hazırlık aşamasının en güzel şekilde yaşanabilmesi ve kadının cinsel ilişkiye mükemmel bir şekilde hazırlanabilmesinin sağlanabilmesi açısından önemlidir. Her duyarlı erkeğin eşinin dokunulmaktan hoşlandığı bölgeleri iyi bilmesi gerekir.

Bazı kadınların dokunulmaya duyarlı bölgeleri o kadar "hassastır" ki, kadın bu bölgeye uygulanan bir uyaranla orgazm olabilir.

G Noktası ( G Spot)

G noktası, Graefenberg adlı bilim adamı tarafından 1944 yılında tarif edilen ve vajina ön duvarının ortalarında yer alan bir bölgedir.

G noktasının varlığı veya orgazmdaki önemi bazı doktorlar tarafından reddedilmekte, bazıları ise G noktasını vajinal orgazm oluşumunun merkezi olarak kabul etmektedir.

Kadının Ejakulasyonu (Boşalması)

Kadında orgazmı sonrasında bazen aynen erkekteki ejakulasyona (boşalmaya) benzer bir sıvı geldiği saptanmış olmakla beraber bu sıvının aslında idrar olduğu ve kadındaki "ejakulasyon" yani "boşalma" olarak tarif edilen olayın muhtemelen orgazm esnasında idrar kaçağı olduğu sonradan anlaşılmıştır.

Gerçekten de hiçbir idrar kaçırma şikayeti olmayan bir kadında güçlü bir orgazm sonrasında istemsiz idrar kaçağı olabilmektedir.



Kadının cinsel arzuları
Written By: Betüş
Section:

Category:

2008-08-04 11:45:54
Kadının cinsel arzuları erkeğinkine eşit düzeyde veya daha fazla olabilir, fakat her birimizin tek tek duyduğu cinsel istek, ruhsal durumumuzdan, geçmiş deneyimlerimizden ve eşimize ilişkin hislerimizden etkilenmektedir.

Gerek kadınlar, gerekse erkeklerde cinsel arzu, erkeklik hormonu testosteronun, vücuttaki dolaşım düzeyine bağlıdır. Cinsel istek çeşitli nedenlere bağlı olarak ortaya çıkar, fakat biyolojik anlamda testosteron, hem kadınlar, hem de erkekler için cinsel dürtünün kendisidir. Erkeklik hormonu, kadınlardan farklı düzeylerde bulunur, fakat bazı kadınlarda erkeklerinkinden daha yüksek düzeyde erkeklik hormonu bulunduğu da olur.

Geçmişte, kadınların cinsel isteklerinin erkeklerinkinden daha az olduğuna inanılırdı. Oysa gerçek durum, bunun hemen hemen tam tersi. Tarih boyunca kadın cinselliğinin, erkekler tarafından bastırılmış olmasının nedeni de bu olsa gerek. Kadınlarını çoğunluğunda cinsel istek, ortalama bir erkektekine eşit düzeydedir ve kadınlar, daha çok orgazm olabilmeleri ve cinsel uyarılma bölgelerinin yaygınlığı bakımından daha aktiftirler. Kadınların ve erkeklerin cinsel isteklerinde, gerçek anlamda tek farklılık, kadınların, adet dönemlerinde cinsel isteklerinin daha sabit bir seyir izlemesidir. Aslında bazı araştırmalarda, kadının cinsel isteği ile eşinin testosteron düzeyi arasında bir doğru orantı olduğu öne sürülmektedir.

Bu konuda yapılan bir araştırma, kadınların cinsel isteklerinin, adet dönemlerinin ortasındaki yumurtlama döneminde zirveye ulaştığını-ki bu, gebe kalma olasılığının artması açısından biloyojik yönden bir anlam taşımaktadır. Tam anlamıyla ispatlanmamış olmakla beraber, öyle görünüyor ki, kadında cinsel istek adet döneminin hemen öncesindeki ve sonrasındaki günlerde en yüksek düzeye ulaşmaktadır. Bazı kadınlar ise en yoğun cinsel isteği adet dönemi sırasında duymaktadırlar. Kadın, adet döeminde sevişmenin eşine itici geleceğini düşünerek, isteğini eşine söylemekte tereddüt edebilir. Gerçekten de erkeğin çoğu, adet olayına ilişkin olumsuz düşüncelere sahiptirler. Onlar için, kan, yara demektir, adet kanı ise "kirli" olduğu kendilerine öğretilmiş olan bölgeden akmaktadır. Bütün bunların bir araya gelmesiyle tam anlamıyla istek öldürücü bir sonuç ortaya çıkar. Kadınlara özellikle adet dönemlerinde daha sevecen duygular besleyen erkekler de vardır. Bu tip erkekler, adet olayını, kadınlana ilişkin gizemin bir parçası kabul edilerek, sevgilerini bu dönemde de göstermek isterler.

Günlük olaylarda dile getirilmemiş kızgınlıklar, cinsel alana yönelip kadının ilgisini yitirmesine yol açabilir. Eşini sürekli olarak ihmal eden, onunla konuşmayan bir erkek, sevişmek istediğinde hayal kırıklığına uğrayacaktır. Kadınlar, bu tip davranışlardan her zaman şikayetçidirler. Günümüzde de cinsellikle ilgilenmenin "hoş bir şey olmadığını" düşünen kadınlar var. Bu, "iyi" kadınların cinselliğe sadece çocuk sahibi olmak için katlandıkları inancının bir uzantısıdır. Bu madonna-fahişe ikilemi, hala varlığını sürdürmektedir ve yetiştiriliş biçimlerinin de etkisiyle bazı kadınların öylesine beyinleri yıkanmamıştır ki, kendi vücutlarının beklentilerinin bile farkına varmazlar. Araştırma sırasında genital bölgelerde hiçbir şey hissetmediklerini söyleyen kadınların aslında fiziksel uyarılma belirtileri gösterdikleri görülmüştür. Beyin, vücutta olan bitene karşı böylesine kapalı kalabilmektedir. Bazı kadınlar de, ancak meşru olmayan veya evlilik dışı bir ilişkide cinsel kimliklerini hissedebilmektedirler, çünkü bunlar için cinsel ilişki yaramazlık, yani ilginç ve heyecan veren bir şey yapmak anlamına gelmektedir. Evlendiklerinde ise durum değişir, artık cinsel ilişki herhangi bir ev işinden farksız duruma gelmiştir.

"İyi kızlar yapmaz" düşüncesiyle birlikte gelişen tavır, insiyatifin her zaman erkeğe bırakılması ve kadının kendisini erkeğin onunla sevişmesine terk etmesidir. Kadın, sevişme sırasında kendisini bırakıvermesinin yanlış, hatta tehlikeli olacağını düşünür. Bazı kadınlar, cinselliğe ilişkin genel olarak kabul edilen düşüncelere uymayacağını düşünerek doğal isteklerini bastırabilirler. İlginç ve göz kamaştırıcı olmayı hayal ederek mutlu olurlar. Fakat düşüncelirini hayatta geçirecek güveni hiçbir zaman kendilerinde bulamazlar. Bazıları ise, güçlü cinsel güdülerinden rahatsızlık duyarlar, çünkü bir kez bunlara teslim olurlarsa herkesle düşüp kalkan biri haline gelmekten korkarlar. Kadınların cinsel organları gizlenmiş durumdadır. Bazı kadınlar, vücutlarını keşfetmek ve temasa karşı tepkisini bilmek için istek duyarlar. Bazıları ise yaşamsal bir şeylerin kendilerinde eksik olabileceği ve "normal" olmayabilecekleri düşüncesiyle bundan ürkerler. Bütün bu korkular ve kuruntular, kadının kendi cinseliğini doğal ve sağlıklı bir şekilde tanımasını engeller.

Kadınların orgazma ulaşmasının, oldukça uzun bir zaman gerektirdiği, genellikle oldukça eleştirel bir biçimde söylenegelmiştir. Bu nedenle de onların cinsel isteklerinin, erkeklerinki kadar güçlü olmadığı savunulur


Kadın cinselliği kılavuzu
Written By: Betüş
Section:

Category:

2008-08-04 11:57:58
Erkekler bunları ciddiye alsın!
Kadın cinselliği kılavuzu

Bir kadını sekse yönelten veya seksten soğutan sebepler üzerine kaç erkek kafa yormuştur acaba? Yakışıklı, bakımlı, baştan çıkarıcı olduğunuzu düşünebilirsiniz ama bu, kadınları her zaman etkilemez. Hatta bir erkeğin öyle özelliği olabilir ki kadını cinsellikten soğutur. İşte bu sebepler...

 

 
Ülkemizde yapılan araştırmalar kadınlarda en sık görülen cinsel işlev bozuklukları arasında 'cinsel istek bozukluğu' ve uyarılma bozukluğu'nun bulunduğunu gösteriyor. Cinsel, Eğitim, Tedavi ve Araştırma Derneği (CETAD) bir süre önce 'Cinsel Yaşam ve Sorunları' başlıklı kapsamlı bir dosya hazırladı. Proje Koordinatörlüğü'nü Doç. Dr. Cem İncesu'nun yaptığı dosyada, kadındaki cinsel istek azlığının aslında belli başlı sebepleri bulunduğu açıklandı. Dosyaya büyük emeği geçen Doç. Dr. Doğan Şahin bu sebepleri anlattı.

Kadında Cinsel İstek Bozukluğu
Cinsel istek bozukluğu, uyarılma bozukluğu ile birlikte kadınlarda en çok görülen cinsel sorunların başında geliyor. Tanı; aralıksız ve tekrarlayan bir biçimde cinsel eylem için cinsel fantezi ve arzunun olmaması veya zayıf olması durumunda konabiliyor. Sevişme isteğindeki azlığın yanısıra bu vakalarda cinsel hayaller kurmak, cinsel konularla ilgilenmek, erotik uyaranları izlemek gibi bir istek de ya hiç yoktur ya da çok seyrektir. Herhangi bir cinsel etkinliği başlatmak ya da eşinin başlattığı cinsel etkinliğe katılım konusunda isteksiz ya da az isteklidirler. Sevişme ya da mastürbasyon sırasında ıslanma, göğüslerin dikleşmesi gibi cinsel uyarılma belirtileri ya zayıftır ya da hiç gerçekleşmez. Ayrıca cinsel haz da ortaya çıkmaz ya da çok zayıftır. Orgazm ise çoğunlukla olmaz.
Bazen tıbbi hastalıklara, hormonal bozukluklara ya da bir ilaç kullanımına (özellikle depresyon ilaçları) bağlı gelişse de neden çoğunlukla psikolojiktir. Psikolojik nedenler katı dini ve ahlaki inançlar, kişilik sorunları, cinsel kimlik veya yönelim sorunları, cinsel fobiler veya kaçınmalar, maskelenmiş parafililer (cinsel davranış sapmaları), gebelik korkusu, psikiyatrik rahatsızlıklar, stres ve üzüntü kaynağı olan yaşam olayları, yaşla veya çekicilikle ilgili endişeler, yakınlık sorunları gibi daha çok kadına ait sorunlar olabileceği gibi eşin özellikleri ve tutumları ile de bağlantılı olabiliyor.


Kadın Cinsel Organları ve işlevleri
Written By: Betüş
Section:

Category:

2008-08-04 12:02:20
Kadınlar cinsel etkinlik sırasında, düzenli fizyolojik olaylar zinciri şeklinde cinsel yanıt verirler. Cinsel yanıt aşamaları erkekte de olduğu gibi, cinsel istek, cinsel uyarılma, orgazm şeklinde sıralanır. Her aşamadaki aksaklık, kendisinden sonraki aşamaları da olumsuz etkileyebilir. Cinsel isteğimizi genel durumumuz, sağlığımız, kullandığımız ilaçlar, iş ve sosyal yaşamımız, gündelik sorunlarımız, adet döngümüz, cinsel eşimizle olan ilişkimiz, duygularımız gibi pek çok faktör etkileyebilir. Kişisel ve durumsal farklılıklar olmasına rağmen, genellikle kadınların cinsel açıdan uyarılma süresinin fizyolojik olarak erkeklerden daha uzun olduğu kabul edilir.

Cinsel uyarılmamızda, cinsel isteğimizin olduğu kadar yeterli fiziksel uyarıyı alıp almamamızın da önemli rolü vardır. Bedenin duyarlı bölgeleri ve tercih edilen uyarılma biçimleri kişiden kişiye değişiklikler gösterebilir. Ama bütün kadınların cinsel organlarının en fazla sinir ucu bulunan, en duyarlı bölümü klitoristir. Dolayısıyla klitorisin fiziksel uyarıyı, uygun şekilde ve yeterli süre alması gereklidir. Cinsel birleşme sırasında penis vajina içinde hareket eder. Kadın cinsel organlarının yapısına baktığımızda, bu kadın için en uyarıcı durum sayılamaz. Penisin vajina içindeki hareketi, dışarıda yer alan klitorisi doğrudan uyaramaz, vajinanın 2/3 lük iç bölümü duyarsızdır, dış 1/3 lik bölümündeki uyarılar, klitorise iletilirse de, bu dolaylı bir uyarıdır ve bir çok kadının doğrudan klitorisinin uyarılmasına ihtiyacı vardır.

Bazı kadınlarda, cinsel birleşme öncesinde klitoris yeterince uyarılırsa, birleşme sırasındaki dolaylı uyarı yeterli olur. Bazılarının ise cinsel birleşme sırasında da, doğrudan klitoris uyarısının sürdürülmesine ihtiyacı vardır. Cinsel uyarılma sırasında, bedenimizde değişiklikler olur, kan dolaşımı ve solunum hızlanır, kas gerginliği artar, cinsel organların duruş biçimleri değişir, bu bölgeye kan dolar, büyük ve küçük dudaklar, klitoris ve meme başları kabarır, renkleri koyulaşabilir. Bartolin bezlerinden vajinaya salgılanan kaygan sıvı miktarı artar ve dış cinsel organlar ıslanır. Bu sırada vajinadaki durum değişiklikleri, vajina ağzında hafif bir genişleme ve açılma yaratır. Vajinadaki açılma ve ıslanma, kadının cinsel açıdan uyarıldığını gösterdiği gibi, aynı zamanda cinsel birleşme sırasında penisin vajinaya kolayca girmesini de sağlar.

Cinsel uyarılma düzeyi arttığında orgazm oluşur. Kadın orgazmı, karın içi ve cinsel organlar çevresindeki kasların ritmik kasılmaları ve buna eşlik eden zevkli duyumlardan ibarettir. Aslında orgazmın tam ve doyurucu bir tanımını yapmak pek mümkün değildir. Ama her kadın orgazm olup olmadığını anlar. Eskiden kadınlarda klitoristen ve vajinadan kaynaklanan iki tip orgazm olduğu düşünülürdü. 1970´lerden sonra kadın cinselliğinin fizyolojisi konusundaki bilgimiz arttı ve kadın orgazmının tetiğini her zaman klitorisin çektiği anlaşıldı. Ama cinsel konulardaki bilgisizlik ve yanlış cinsel inanışların yaygınlığı nedeniyle, günümüzde de birçok kadın orgazm oluşturacak uygun ve yeterli uyarıyı almadığı halde, kendisinin cinsel açıdan yanıtsız olduğunu düşünür. Kadınların cinsel açıdan uyarılmaları ve orgazm olmaları için, klitorisin yeterli uyarıyı alması gerekir. Kimi kadına uzun süreli doğrudan fiziksel uyarı gerekir, kimisi kısa süreli doğrudan fiziksel uyarıyı izleyen cinsel birleşme sırasındaki dolaylı uyarı ile orgazm olur, kimisi için de cinsel birleşme sırasında doğrudan klitoris uyarısının sürdürülmesi şarttır. Cinsel birleşme sırasında, vajina ağzındaki kaslardan iletilen duyumlarla, yani dolaylı uyarı ile orgazm olan kadında da, orgazmın kaynağı gene klitoristir. Aynı kadın için de günden güne, dönemden döneme değişiklikler olabilir. Genellikle kadının yaşı,dolayısıyla cinsel deneyimi arttıkça, cinsel uyarılma ve orgazm süresi kısalır. Burada kendi bedenini ve cinsel tepkilerini öğrenmenin rolü vardır.

Orgazmdan sonraki dönemde bedensel işlevler ve cinsel organlar, uyarılma öncesindeki normal durumlarına geri dönerler. Kadınların cinsel uyarılmaları erkeklere göre daha yavaş olduğu gibi, orgazmdan sonra normal durumlarına dönmeleri de daha uzun sürer. Bu nedenle bazı kadınlar, orgazm sonrası cinsel uyarılmaları azalmadığından, erkeklerden farklı olarak peş peşe birkaç kere de orgazm olabilirler.

Dr. Nesrin Yetkin


Korku ve Cinsel Yaşam
Written By: Betüş
Section:

Category:

2008-09-03 13:22:24

Normal koşullarda insandaki cinsel dürtü öylesine doğal ve kendiliğindendir ki henüz evlenmemiş veya bir eşle ilişki kurmamış insanların çoğu başarılı ve doyurucu bir cinsel birliğin otomatik olarak gerçekleşeceğini sanırlar. Oysa cinsel faaliyet çok hassas bir mekanizmadır: kolayca arızalanabilir. İnsanın doğal dürtülerinden biri olan cinsel istek


Read More About Korku Ve Cinsel YaşAm...





There are 11 items tagged with cinsel. You can view all our tags in the Tag Cloud

<< Start < Previous 1 2 Next > End >>
Page 1 Of 2


Son Yorumlar

Sosyal Paylaşım

Ekle: JBookmarks Ekle: Facebook Ekle: Webnews Ekle: Windows Live Ekle: Ximmy Ekle: Linkarena Ekle: Digg Ekle: Del.icoi.us Ekle: Reddit Ekle: Jumptags Ekle: StumbleUpon Ekle: Slashdot Ekle: Netscape Ekle: Furl Ekle: Yahoo Ekle: Diigo Ekle: Technorati Ekle: Newsvine Ekle: Blinkbits Ekle: Spurl Ekle: Google Ekle: Blinklist Information